Şubat ayının son gününde “Yapay Zekâ Araçları Gelecekte Veri Tabanlarını Lağveder mi?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.
Yazının iki farklı önermesi bulunmaktaydı. Bunları ilki yapay zekâya entegre veri tabanları; ötekisi de veri tabanlarını ortadan kaldıran ve yeni bir akademik yayıncılığın kurallarını biçimleyen yapay zekâ araçlarıydı. Yazıda ikinci önermenin gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu ifade etmiştim.
Her ne kadar mevcut veri tabanları yapay zekâ entegrasyonunu sağlayıp, müşterilerine/kullanıcılarına hizmet yelpazesini geniş tutsa da Web of Scince ve Scopus veri tabanlarında 2025 yılı içinde yapay zekanın akademik yazım alanına etkisi, katkısı, pratikleri üstüne onlarca makale yazıldığını görmekteyiz. Kuvvetle muhtemel bu konuya ilişkin makaleler yazılmaya devam edilecektir. Bu da yeni bilimsel akademik yayıncılığının ön ayak sesleri olarak düşünülebilir.
Geleneksel ve mevcut akademik yayıncılığın yarattığı sorunsal zinciri bir hayli uzun. Zehra Taşkın’ın bu sorunsal zinciri değerlendirmesini ve bunlara yönelik çözüm önerilerini okumanızı öneririm.
Geleneksel ve mevcut akademik yayıncılığı özetle;
İçeriği kendi markaları altında kontrol ederek erişimi kısıtlayan ve bilimsel bilginin özgür dolaşımını engelleyen Dergi Merkezli Yapılar; coğrafi, kurumsal veya cinsiyet temelli önyargılara açık olan Hakemlik Önyargıları; etki faktörünü artırmak için kendi kendine atıf, grup içi atıf veya editörlerle anlaşmalar gibi manipülatif uygulamalara başvurulan Atıf Borsası; bilgiye evrensel erişimi hedefleyen açık erişimli yayınların, düşük gelirli ülkelerdeki araştırmacıları dışlayan yayınların APC ücretleri (1000-5000 USD); yüksek abonelik ücretleri nedeniyle yaşanan Erişim Engelleri, Q’lu dergiler, SCI, SSCI, AHCI gibi indeksler… Geleneksel bilimsel yayıncılıktaki bu adaletsizlikler, bilimi elitist bir oyuna indirgemekte, yaratıcılığı kısıtlamakta ve düşük gelirli ülkelerdeki araştırmacıları dışlayarak bilimin evrensel ruhunu baltalamaktadır.
Hiçbiri ötekisine izafe edilmeyecek kadar pek mühim konular! Her biri kocaman bir çarkın dişlisi gibi.
*
Bilim dünyasında yeni bir çarka, yeni bir döngüye; aslında yeni bir hikâyeye ihtiyacımız var.
*
Einstein’in, “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken, hayal gücü tüm dünyayı kapsar.” sözüne ithafen, yeni bir hikâye hayal etmek gerek.
*
Yapay zekâ temelli; yayıncısız, dergisiz, hakemsiz, atıf gibi geleneksel metriklerin olmadığı yeni bir bilimsel akademik yayıncılık olanağını tartışmaya açarak hayal kurmaya başlayabiliriz.
*
Açık erişimli mevcut akademik bilimsel yayınlar başta olmak üzere, bilimsel çalışmalarla üretken yapay zekâ veri tabanı kurulur. Araştırmacı; hipotezi, araştırma soruları, veri seti ve bulgular kısmını yapay zekaya sunar. Sistem, bu verilerden doğrulanmış, standart ve etik bilimsel çıktılar üretir. Geleneksel atıf sistemi yerine, Taşkın’ın Taksonomik Atıf Sınıfları’ndan mülhem “Bilimsel Etki Ağı” (kullanım izi) kullanılır.
Kullanım izi,
Bir çıktının metodolojik, veri odaklı, hipotez doğrulama, toplumsal ve disiplinlerarası etkisini çok boyutlu bir şekilde ölçer.
- Metodolojik Kullanım: Çıktının yöntemi başka bir çalışmada uygulanmışsa.
- Veri Kullanımı: Çıktının veri seti başka bir analizde kullanılmışsa.
- Hipotez Doğrulama: Çıktının hipotezi başka bir çalışmada test edilmişse.
- Toplumsal Etki: Çıktı, politika, endüstri veya eğitimde kullanılmışsa.
- Disiplinlerarası Etki: Çıktı, farklı disiplinlerde kullanılmışsa.
Kullanım izleri, Ethereum tabanlı bir blok zincirinde kaydedilir ve bir ağ grafiği olarak görselleştirilir. Dinamik bir model, kullanım izlerinin zamanla evrimini analiz eder (örneğin, 10 yıl sonraki etki).
Otomatik Hakemlik,
YZ, aşağıdaki algoritmalarla hakemlik sürecini otomatikleştirir:
Yapay zeka; Hipotezin mantıksal tutarlılığı, araştırma sorularının uygunluğu ve bulguların geçerliliği Bilimsel Kalite; veri manipülasyonu ve yanlış bilgi kontrolü Etik Denetim; İstatistiksel analizlerle veri setlerinin tutarlılığı Veri Doğruluğu; metin ve veri setlerinde benzerlik analizi İntihal Kontrolü sağlayabilir.
Tekil Kimliklendirme
Kurum ve kuruma bağlı alt organizasyonlar, araştırmacı, bilimsel araştırma çıktısı ve araştırma bileşenleri (araştırma soruları, hipotez, bulgular, veri setleri, görseller, şekiller), araştırma konu ve alt konu kategorileri, araştırma çıktısının tarihi ve saati tekil kimliklendirmeyle tanımlanır. Böylelikle dergi gibi üst tanımlayıcılara gerek kalmaz.
*
YZ orijinli ekosistem, bilimi dönüştürerek şu katkıları sağlar:
APC ücretlerini kaldırarak düşük gelirli ülkelerdeki araştırmacıları bilimsel üretime dahil ederek Demokratikleşme; Bilimsel Etki Ağı, atıf borsasını ortadan kaldırır ve blok zinciri tabanlı kayıtla şeffaflık sağlayarak Şeffaflık ve Etik; Otomatik hakemlik, yayın sürecini 12-24 saate indirger, bilimsel keşif döngülerini hızlandırarak Hız ve Verimlilik; YZ, veri setlerinden yeni hipotezler türetir ve disiplinlerarası bağlantılar kurarak İnovasyon; Konu, alt konu kategorileri ve erişim uçlarıyla veriye Erişim Kolaylığı; Çok dilli NLP modelleri, farklı dillerdeki hipotezleri (örneğin, Türkçe, Swahili) işleyerek Küresel İşbirliği; Bilimsel araştırma çıktıları, politika ve endüstri tarafından hızlıca benimsenerek Toplumsal Etki sağlanır.
*
YZ orijinli ekosistemin tartışmaya açık konuları yok mu?
Kuşkusuz var!
YZ’nin karmaşık konularda hatalar yapma riski, YZ’nin yanlış bilgi üretme riski, teknolojik maliyetler, internet erişimi zayıf bölgelerin varlığı, “kullanım izi”nin de manipüle edilmesi tartışmaya açık konular olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra, bu ekosistemi kimin kurup örgütleyeceği, sistemin işleyişi için finansal desteğin kim tarafından nasıl sağlanacağı da ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken önemli konulardandır.
YZ orijinli ekosistem, bilimi özgürleştirme hayaliyle kulağa çok hoş geliyor.
Her ne kadar yapay zekâ, günümüzde bilimsel yayıncılık ve araştırma süreçlerini kolaylaştırıcı ve destekleyici bir araç olarak kullanılsa da bilimsel kaliteyi koruyacak ve riskleri minimize edecek önlemleri alarak yapay zeka orijinli sistemin hayata geçmesi gerçekten de bilim dünyasın da devrim yaratır.
*
Grok.com üzerinden bu konuyu test ettim. Doğal dil arama ile “merak ettiğim konuyu, amacımı, konuya ilişkin literatür taramasında indirdiğim 26 adet makaleyi” sisteme yükledim. Özet, Giriş, Amaç ve Yöntem, Bulgu, Tartışma, Sonuç kısımlarını sisteme yüklediğim makalelerden ve kendi veri tabanından yararlanarak derlemesini istedim. Bir araştırma yaparak, kullandığı kaynakların sayfa numarasını da vererek sonuçlar verdi. Yukarıda bahse konu olan “Kullanım izi” ve “otomatik hakem” önerileri üretilen içeriğe ait! Şablonu dilediğiniz gibi derinleştirebilirsiniz. Bu çıktının insan kontrolüne ihtiyacı yok mu? Evet var. Ancak, çok değil birkaç yıl içinde bilimsel akademik yayıncılıkta insan kontrolünü minimize eden müthiş bir devrim olacağı inancı ve kanısındayım.
*
Belki Grok Akademi, ChatGPT Akademi, DeepSeek Akademi ya da sadece akademi eksenli yeni bir yapay zeka aracı hayatımıza girebilir…
Siz Ne Düşünüyorsunuz?
Bu YZ’li sistem, bilimi uçurur mu, yoksa kaosa mı sürükler? Mevcut düzen berbat; ama yerine önerilen daha mı iyi, yoksa yeni sorunlar mı getiriyor? Yorumlarınızı yazın, bu hayali tartışalım! Bilim hepimizin, hadi geleceğini birlikte şekillendirelim!
Kütüphaneciler için adım adım ihale rehberi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




Son yorumlar