Adını Korona Koydum: Kütüphanecinin Yolu

Küresel bir salgının pençesinde olağanüstü günler yaşıyoruz. Düşünmeye çok fırsat bulduğumuz şu günlerde bilginin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Her korona haberi okuduğumda ya da duyduğumda herkes gibi aklıma bir sürü soru geliyor. İlk çıktığında şöyle yapılsaydı, Türkiye’ye gelmeden şu yapılsaydı, yayılmasını önlemek için şu yapılamaz mı?

Bu sorular gibi daha bir çok soruyu birçok bilim insanı da bizim gibi yeni öğreniyor. Bilim insanı olduğunun farkında olanlar ise araştırarak, vaka analizi yaparak, yazarak bunu paylaşıyorlar.

Bu günleri de bir şekilde ve umarım az kayıpla atlatacağız.

Hepimizin hayatı da bu süreçten etkilendi elbette. Okullar tatil, çocuklar evde, bizler kısmen evden kısmen iş yerinden çalışarak hayatımızda ilk kez deneyimlediğimiz şeyler yaşıyoruz.

Hayatımızı evden çalışmaya göre dizayn etmediğimiz için de elbette zorlanıyoruz. Kısmen evde olduğumuz ilk hafta; çocukların uzaktan eğitimi, ev işleri, evden çalışma, eğitimden geriye kalan zamanda çocukların evdeki aktiviteleri, dışarıya çıktıktan sonra koronaya yakalanmadan eve gelmeye çalışma, korona haberlerini takip, biraz okuma, evdeki 2 erkek çocukla boğuşma aktivitesi, boğuşmadığımız zamanlarda onların boğuşmasını engellemeye çalışma 🙂 yani kısaca yeni hayata ayak uydurmaya çalışmakla geçtiğini söyleyebilirim.

Olaya çocuklar tarafından bakıldığında geçen bir haftada hayatlarından memnun olduklarını gözlemledim. Anne ve baba yanında, sabah erken kalkma yok, ders fazla yok, öğretmen yok vs. kısmen de olsa özgür bir hayat.

Olay’a benim tarafımdan bakıldığında ise durumu şöyle özetleyebilirim.

23 Şubat 2020 Pazar gecesi  sigarayı bıraktım. Galatasaray’ın 20 yıl sonra Fenerbahçe’yi kendi stadında yenmiş olmasının motivasyonu da bu kararımı etkiledi. Bu bir işaret diye düşündüm 🙂 Şaka bir yana uzunca bir süredir sigara içen biri olarak sigarayı bıraktıktan kısa süre sonra en önemli 2 hobim olan kütüphanecilik ve futbol da elimden alınınca oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibiyim. Hayatın heyecanı meyecanı yok anlayacağınız 🙂

Gelelim işin mesleki tarafına. Seyircisiz bir maçı tv’den izlemek nasıl zevk vermiyorsa, kullanıcısız bir kütüphane’de çalışmak da aynen öyle. Ne tadı ne tuzu var.

Geçen bir haftada kitap alışverişi, sağlama, eğitim vs. gibi birçok kütüphanecilik faaliyetini yapamadık ancak kimisi zaruriyetten kimi can sıkıntısından kütüphane e-kaynaklarına uzaktan erişim hizmetini hiç kullanmamış birçok kullanıcımızın yoğun bir şekilde kullanmaya başladığını görüyoruz.

Üniversitelerde uzaktan eğitim sürecinin ilk haftası olması nedeniyle öğretim üyeleri bu haftayı yoğun geçirmiş olsalar da yaz dönemine kadar bilim üretmeye ayıracak oldukça fazla zaman bulacaklar diye düşünüyorum. Tam da bu noktada kütüphaneciler olarak devreye girebilir, uzaktanda olsa tüm iletişim kanallarımızı açık tutarak kendimizi göstermeliyiz. Krizi fırsata çevirmenin tam zamanı değil mi?

Kütüphane Haftamız Kutlu Olsun. Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle.

Paylaşmak önemsemektir!

Bir cevap yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.