Türkiye’de Kütüphanecilik ve Bilimsel Yayıncılık Üstüne

Sawubona!

Benim için Eylül, Ekim, Kasım 2023 mesleki yenilenme ve gelişim açısından etkili zaman dilimlerinden oldu. ÜNAK’la başlayan, GİB çalıştayıyla devam eden, ANKOSLink’le taçlanan bir süreç. Birbirinden değerli üç mesleki etkinliğe katılma olanağı buldum. Etkinliklerin hazırlanması, emek yoğun bir süreçten geçiyor. Mezkûr etkinliklerde emeği geçenlere içten teşekkürlerimle…

Cumhuriyetimizin 100. Yılını coşkuyla kutladık. Kutlamalar doğal olarak meslek camiasında da coşkuluydu! Cumhuriyet’in 100. yaşına ithafen, 3 etkinlikte de odak noktası “gelecek” idi. Gelecekte genelde bizi nasıl bir dünyanın; özelde de nasıl bir kütüphaneciliğin beklediğidir!

Geleceğin odak noktası ne? Tahmin edin! Evet evet “yapay zekâ”…

Her şey yapay zekâ üstüne kurgulanıyor. Yapay zekâ konusuna girmek istemem; zira şu an girsek de işin içinden çıkamam! Şöyle kenarda köşede usulca dursun…

Yapay zeka dışında; veri tabanları, e-kitaplar, bibliyometrik analiz, etki faktörü, atıf, Q1, h-index, üniversite sıralamaları, elektronik yayıncılık, yayıncılıkta dönüşüm modelleri, açık erişim, enformetri, bilimetri… Yıllardır konuştuğumuz konular. Hiçbiri ötekisine izafe edilmeyecek kadar pek mühim konular! Her biri kocaman bir çarkın dişlisi gibi. Çark sağlam, döngü kısır, sözler efsunlu… Son üç toplantı da mezkûr konular, önceki toplantılardan farksız, aynı çark içinde döndü durdu!

Marx’a atfedilen “Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser.” sözünün yansımasını görürcesine bilimsel tüm çıktılar bir meta değere sahip! Alın ve akıl teri ürünü olarak ortaya çıkan bilimsel çıktılar, milyon dolarlık yayıncı sektörünün can damarı… Bilgi emperyalizmi ve bilgi kapitalizmi kıskancında içselleştirilmiş bilim… Ve bunun doğal paydaşı kütüphanecilik…

Aşağıdaki grafiği inceleyiniz.

Bu grafiği nasıl okurdunuz?

Yayıncılık ekosistemi içinde biz neredeyiz? Ne yapıyoruz? Hangi çarkın hangi dişlisiyiz? Türkiye’nin milyon dolarlık sektörde pasta payı ne? Hangi bilimsel çıktılardan ekonomi üretiliyor? Türkiye’de uluslararası yayıncı neden olmaz? 

Bilimsel araştırma çıktılarının “etki değeri” neden sadece “sayı”ların uhdesinde değerlendiriliyor? Bu araştırma çıktılarından neden ulusal bir ekonomi yaratılmaz?

Mart 2023’ten bu yana, Web of Science atıf veri tabanlarında (SCI, SSCI, AHCI) indekslenmekte olan Türkiye adresli 61 adet bilimsel dergi varmış! Etki faktörleri de yüksekmiş! Ha bir de Q değerleri de iyi hani…

Hadi biraz şiir okuyalım. Ne dersiniz?

 

BİR HAZİN HÜRRİYET

Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan

yoğurursun

          bütün nimetlerin hamurunu.

Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı

Karun etmek hürriyetiyle hürsün!

 

Sen doğar doğmaz dikilirler tepene,

işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan

                                      değirmenleri,

büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan

hürriyetiyle hürsün!

 

Başın ensenden kesik gibi düşük,

kolların iki yanında upuzun,

büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,

işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!

 

En yakın insanınmış gibi verirsin memleketini, günün birinde, mesela,

Amerika’ya ciro ederler onu seni de büyük hürriyetinle beraber,

hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün!

 

Yapışır yakana kopası elleri Valstrit’in, günün birinde, diyelim ki,

Kore’ye gönderilebilirsin, büyük hürriyetinle bir çukura

doldurulabilirsin, meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün!

 

Bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil insan gibi yaşamalıyız dersin,

büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,

yakalanmak, hapse girmek, hatta asılmak hürriyetinle

hürsün

 

Ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok

hürsün.

 

Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.

Ne de güzel şiir değil mi?

Şiiri yukarıda yazdıklarımız bağlamında da bir düşünün…

Hazin bir hürriyetin gölgesindeyiz, değil mi?

Pandemi, sağlık problemleri, 6 Şubat 2023 depremi derken mental yorgunluk ayyuka çıkmıştı. Tabi mental yorgunluğa bağlı ataleti atmak için itici bir güce ihtiyaç vardı!

İtici güç: Kazım Şentürk! Teşekkürlerimle…

Ha bugün ha yarın diye diye ötelediğim pek çok iş var beni bekleyen. Neyse ki bir yerden başladık…

 

Dipnot 1:

Sawubona: Seni Görüyorum!

Sawubona, Afrika’nın Zulu kabilesi’nin geleneksel bir selamlaşma şekli.

Sözcüğün altında ise şu anlamlar yatıyor:

”Seni görüyorum”, ”Sana değer veriyorum”, ”Varlığını saygı ve kabul ile karşılıyorum.”

Paylaşmak önemsemektir!


Kütüphaneciler için adım adım ihale rehberi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

4 yorum

Yorumu formunu geç

    • Yusuf Yeşilyurt on 08/12/2023 at 18:47
    • Cevapla

    Yazı için teşekkür eder ve tebrik ederim…

      • Müslüm Yurtseven on 08/12/2023 at 19:11
      • Cevapla

      Allah razı olsun Yusuf bey çok teşekkür ederim

    • Memduh Dinç on 08/12/2023 at 20:36
    • Cevapla

    Tebrikler. Daha cok ekmek yememiz gerek.

      • Müslüm Yurtseven on 09/12/2023 at 14:02
      • Cevapla

      Teşekkür ederim Memduh bey. Ekmek mi et mi yememiz lazım bilemedim

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.


Kütüphaneciler için adım adım ihale rehberi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin